iştirakidir.

Telefon Satın Alma Rehberi

Herhangi bir elektronik mağazasına gittiğinizde, eğer baştan hangi akıllı telefonu alacağınıza karar vermemişseniz, ya kendinizi satış temsilcisinin insafına ve bilgisine ya da reklamların gücüne teslime etmek zorunda kalacaksınız.
Yazar: Can Arslan 29/06/2015

Herhangi bir elektronik mağazasına gittiğinizde, eğer baştan hangi akıllı telefonu alacağınıza karar vermemişseniz, ya kendinizi satış temsilcisinin insafına ve bilgisine ya da reklamların gücüne teslime etmek zorunda kalacaksınız. Böyle bir durum kısa süreli memnuniyet getirse de, bir süre sonra beklentilerinizi fark edip de elinizdeki 1.000 liralık cihazın bu ihtiyaçlara hitap etmediğini anladığınızda sıkıcı bir hal alacaktır. Böyle bir duruma engel olmak için, akıllı telefon alırken dikkat etmeniz gereken temel noktaları biraraya topladığımız Akıllı Telefon Satınalma Kılavuzu'nu hazırladık.

Telefon mu, akıllı telefon mu?

Sormanız gereken ilk soru aslında budur. Yani telefonu sadece konuşma ve mesajlaşma amacıyla kullanan, çok yer kaplamasını ya da çok para harcamayı istemeyen insanlardansanız, yazımızın devamını okumanıza gerek yok, çünkü sizin ihtiyacınız olan şey akıllı telefon değil cep telefonudur. Ama eğer cep telefonundan beklentileriniz arasında e-posta göndermek, fotoğraf çekip internette paylaşmak, Facebook ya da Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde varlığınızı her an hissettirmek, film seyretmek ve daha fazlasını yapabilmekse, bu yazıyı sonuna kadar okumalısınız.

Herşeyden önce, operatör seçimi

Eğer ilk defa akıllı telefon kullanacaksanız ya da ilk defa telefonunuzun internet özelliği dikkatinizi çektiyse, sizi ilgilendiren konuların başında operatör seçimi gelecektir. Fiyat farkları, çekim gücü, hizmet kalitesi tüm firmalarda değişmekte, bir firmanın çok iyi performans sergilediği bölgede diğer bir firma çok kötü durumda olabilmektedir. Bu nedenle, seçiminizi yaparken önceliğiniz internetse, seçeceğiniz firmanın sizin bulunduğunuz bölgedeki durumunu araştırın. İnternet bağlantı hızı düşük olan bir firmadan internet hizmeti almaktansa, internet bağlantınızın olmaması sizin için daha az sinir bozucu olabilir.

Eğer büyük bir şehirde yaşıyor ve gününüzün büyük bir kısmı şehir merkezinde geçiyorsa, sizin için en iyi olan firma, tarifesi en ucuz olan firmadır. Pazarlama hilelerine dikkat etmelisiniz, çünkü hangisi daha hızlı olursa olsun, sizin ihtiyacınız olan hızı zaten tüm operatörler verebiliyor. 2 kat hızlı, turbo, dizel gibi pazarlama taktiklerini ciddiye almadan, fiyatı makul ve ihtiyaçlarınızı karşılayacak olan internet paketini alıp hayatınıza devam etmek en mantıklı çözüm olacaktır.

Operatörü seçtik, sırada ne var?

Sırada işletim sistemi var. Neredeyse hepimizin bildiği (ki eğer şu anda bu yazıyı okuyabiliyorsanız, zaten bir işletim sistemi kullanıyorsunuz demektir) işletim sistemleri akıllı telefonların olmazsa olmaz özelliklerinin başında gelmektedir. Telefon üreticileri arasındaki rekabet bir yana, işletim sistemleri arasındaki rekabet her zaman çok daha ateşli ve seyretmesi zevkli bir şekilde devam eder. İşletim sistemleri arasındaki mücadelenin başlangıcı ise, Apple tarafından geliştirilen ve devrim niteliğinde özelliklerle tüketicilerin karşısına çıkan birinci nesil iPhone'da kullanılan iOS ile ona rakip olmaya çalışan Nokia'nın Symbian ve hemen arkalarından bu işe soyunan Google Android arasında patlak vermiştir. Bu mücadele Symbian'ın sonunu getirmiş, Apple ise dünyanın en zengin şirketi olarak mücadeleyi kazanan taraf olmuştu. Ancak, mücadele iOS ve Android arasında devam etti ve hala da devam ediyor. Son yıllarda Microsoft da bu rekabete dahil oldu ve kendi mobil işletim sistemini piyasaya sürdü.

Bu açıklamanın ardından, hangi işletim sistemini neden tercih etmeniz konusunda vereceğiniz karara katkıda bulunma vaktimiz geldi demektir.
Öncelikle Apple iOS işletim sistemi ile başlamak istiyoruz. Sadece bir iPhone ya da iPad satın aldığınızda sahip olabileceğiniz bu işletim sistemi hızlı, sorunsuz ve kolay kullanımı ile ön plana çıkmaktadır. Elinize herhangi bir iPhone aldıktan çok kısa bir süre sonra tüm özelliklerini kullanabiliyor olmanız, bu işletim sistemini çok güçlü bir seçenek haline getiriyor. Ancak her gülün bir dikeni olduğu gibi, iOS'un da dikeni var. Müdahale imkanı neredeyse sıfıra yakın olan, onun istediği şekilde hareket etmeniz dışında neredeyse hiçbir alternatifi kabul etmeyen ve telefonda kullanacağınız tüm programları sadece Apple üzerinden bulabileceğiniz bu işletim sistemi, telefonu çok kurcalayan ve kişiselleştirip sınırların dışına çıkmak isteyenler için çok da uygun bir seçim olmayabilir. Ancak baştan da söylediğimiz gibi; telefonun istediği zaman kapanıp açılması, istediği zaman uygulamarı çalıştırmaması gibi olumsuz durumları unutmak istiyorsanız, birinci tercihiniz iOS ve dolayısı ile iPhone olmalıdır.

iOS'un en büyük rakibi ve hatta son dönemde tahtını elinden alan Android işletim sistemine bakacak olursak; şu anda en çok tercih edilen, en hızlı gelişen, en çok telefon üzerinde bulunan ve değişiklik yapılmasına en fazla izin veren işletim sistemi olması ile dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra en hızlı, en güçlü, en ucuz ya da en dayanıklı diyebileceğimiz akıllı telefonların tamamı Android işletim sistemi kullanıyor. Bunun anlamı ise, çok daha fazla insana hitap edebilme imkanı sağlıyor. Bundan önce bahsettiğimiz iOS sahibi olmak ve sorunsuzca telefon kullanabilmek için mutlaka bir iPhone sahibi olmak ve onun için de ciddi bir bütçe ayırmak gerekiyordu. Ama Android işletim sistemi tek bir markaya mahkum olmadığı için, çok daha fazla seçenek sunabiliyor. Ayrıca Android işletim sistemi çok daha açık bir sistem olduğu için birçok değişikliğe izin veriyor ve telefonunuzu şekilden şekle sokabiliyorsunuz. Diken konusunda ise Android de en az iOS kadar sıkıntı ile geliyor. Bu sıkıntıların başında, iOS kadar stabil çalışmamasını sayabiliriz. Yani, iOS neredeyse hiç hata vermeden, kendiliğinden açılıp kapanmadan ya da takılmadan çalışırken Android o kadar başarılı hareket edemiyor ve ilk aldığınız zamanla iki ay sonrası arasında ciddi performans farkı yaşama riski taşıyor. Ancak Android işletim sistemli üst seviye telefonlar çok güçlü donanımlara sahip oldukları için, bu tür yavaşlamaları hissetmenizin önüne geçebiliyorlar.

İki işletim sisteminin ortak olan ve öne çıkmalarına neden olan özellikleri ise, uygulama zenginlikleri. İki işletim sistemine de uygun olan yüzbinlerce uygulama internette bulunabiliyor ve neredeyse bir bilgisayarla yapabildiğiniz herşeyi yapmanızı sağlıyor.

Dikkat çeken son işletim sistemi ise, özellikle Nokia'nın yeni tercihi ve HTC gibi birkaç firmanın alternatif oluşturmak için kullandığı Windows Phone işletim sistemidir. Henüz emekleme aşamasında olmasına rağmen, özellikle Nokia'nın yeni nesil Lumia model telefonlarında kullanması ve başarı elde etmesi, Windows 8'in geleceğinin parlak olduğunu düşünmemize neden oluyor. Windows 8 işletim sistemi için söylenebilecek ilk söz, eğer kişisel bilgisayarınızda ya da işyerinizde Windows işletim sistemli bir bilgisayar kullanıyorsanız ve yeni bir işletim sistemi öğrenmekle vakit geçirmek istemiyorsanız, kolay kullanımlı ve görsel açıdan çok emek harcandığı belli olan arayüzü ile Windows 8 sizi kendisine çekecektir. Ayrıca, hızla gelişen uygulama deposu ile birçok uygulamaya erişebilme imkanı sunan Windows 8, şimdilik özellikle Nokia kullanmayı alışkanlık haline getirmiş olan kullanıcılar için biraz daha uygun bir seçenek gibi duruyor.

Doğru ekran boyutunu seçelim

İlk çıkan akıllı telefonlardan bu yana, akıllı telefonların ekran boyutları büyümeye devam etse de, burada önemli olan firmaların ne ürettiği değil, sizin ne istediğiniz olmalıdır. Ortalama bir akıllı telefon 4-4.5 inç civarı bir ekran boyutuna sahiptir ve eğer elleriniz çok küçük değilse, tek elinizle kullanabileceğiniz makul boyutlardadır. Bu boyutlardan daha büyük olan ve phablet olarak tanımlanan Samsung Galaxy Note serisi gibi 5,5 inç boyutlarındaki akıllı telefonlar ancak iki elinizle kullanabileceğiniz cihazlardır. Burada önemli olan sizin tercihinizdir. Küçük boyutlardaki ekranlarda yazı okumak daha zorken, büyük ekranlı telefonları da hareket halindeyken kullanmak zor olacaktır.

İhtiyacınız olan donanım hakkında bilgi sahibi olun

Üretici firmalar genelde tüketicilerin ihtiyaçlarını dikkate alsa da, maliyet ve rekabet gibi nedenler çoğu zaman daha baskın olurr ve donanım seçimlerini buna göre belirlerler. Örneğin, 4 çekirdekli Qualcomm Snapdragon 600 işlemci çok hızlı olmasına ve çok yüksek performansa sahip telefonlarda kullanılıyor olmasına rağmen belki de sizin ihtiyaçlarınızın dışında bir performans sunuyor olabilir. Evden işe gitmek için alınan bir Ferrari'den pek de farklı bir durum oluşturmayacak olan bu tür bir seçim yerine, telefonu ne için kullanacağınıza yönelik donanım seçmeniz gerekmektedir. Üst seviye bir telefonda şu anda 4 çekirdekli işlemci, 2GB Ram ve en azından 16GB ve daha fazla dahili depolama alanı bulunmaktadır. Ancak bu tür bir akıllı telefon, sadece internete giren, mesajlaşan, e-posta okuyan bir insan için gereksiz olacaktır ve yüksek bir maliyet doğuracaktır. Bunun yerine, daha alt seviye bir donanımla aynı işleri yapabilirsiniz.

Donanım konusunda önemli bir hile hakkında bilgi sahibi olmanızda fayda görüyoruz. Fotoğraf makinelerinin cep telefonlarına monte edilmesi ile başlayan ve hergün yeni bir modelle gelişen cep telefonu kameraları, aslında düşünüldüğü gibi üzerinde yazan Megapiksel oranında iyi olmayabilir. Yani, bir kamera size 8 megapiksel çözünürlük vaat ederken bir diğeri 4 megapiksel ile çok daha iyi çekim yapabilir. Burada önemli olan sensör ve lens kalitesidir. Bunu anlamanın en kolay yolu ise, incelediğiniz telefon ile hemen o anda birkaç farklı ışık ve hareket durumu yakalayıp fotoğraf çekmeniz ve diğerleri ile kıyaslamanızdır.

Her an yanınızda yedek pil taşımak ister misiniz? Akıllı cep telefonlarının içine düştüğü önemli bir sorunsal, pil süresidir. Eski telefonlara göre daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan akıllı telefonlar, aynı zamanda kullanıcılar tarafından devamlı kullanıldıkları ve oyuncak gibi oynandıkları için çok kısa sürede bataryalarının bitmesi sorunu ile karşı karşıya kalırlar. Oyun oynamak, video seyretmek, müzik dinlemek, 3G'nin açık kalması gibi nedenler, birkaç saat içinde telefonun şarj ihtiyacı duymasına neden olabilirler. Bu sorunun kesin bir çözümü olmasa da, en azından daha geç yaşamanın mümkün olduğunu bilmeniz gerek. Genelde tüketiciler telefon alırken bu sorunu umursamazlar ancak bir süre sonra telefon şarjda yaşamak ve telefonu cep telefonu değil de ev telefonuna dönüştürmek, her kullanıcıyı düşünmeye sevk eden bir sorundur. Bu nedenle, satın almayı düşündüğünüz telefonun batarya süresine mutlaka dikkat edin ve diğer seçeneklerle kıyaslamayı unutmayın.

Yeni nesil ekstra gereksiz özellikler

Cep telefonu piyasasında yaşanan rekabet, üreticilerin birçok özellik geliştirmesine ve rekabette bir adım daha önde olmaya çalışmasına neden olmaktadır. Örneğin iPhone ile gelen "SiRi" adlı kişisel asistan sizi duyup hizmet etmeye çalışır. Aradığınız restoranın yerini size söyler, telefon araması yapar ya da en yakın hastanenin yerini gösterir. Samsung ise daha ileri gidip, telefondan video izlerken gözlerinizi başka tarafa çevirdiğiniz anda videoyu bekletebilen bir özellikle cebinizin kapısını çalar. LG de boş durmaz ve telefonunuzu evdeki her uzaktan kumandalı cihazı yönetebilecek bir uzaktan kumandaya dönüştürür. Bunların hepsi iyi, hepsi güzel özellikler. Peki bu özelliklerin herhangi birini kaç kere kullanacaksınız ya da bu özelliklerin herhangi biri için ne kadar fazla ödemeye razısınız? İşte bu soru çok can alıcı bir sorudur. Reklamın gücü, pazarlama taktikleri, kelime oyunları derken bir bakmışsınız ki hayatınızda ihtiyaç duymayacağınız, belki de hiçbir zaman aklınıza gelmeyecek ya da kullanışsız bir özellik için çok fazla para ödemişsinizdir. Uyarması bizden, karar sizden; ihtiyaçlarınızı siz belirleyin ve satış temsilcilerinin bu konuda yapacakları yönlendirmeleri çok fazla dikkate almayın.

1 liraya akıllı telefon olmaz

Televizyonlarda sıklıkla gördüğünüz ve son model telefonların 1 liraya havada uçuştuğu kırmızı, mavi ya da beyaz arka plana sahip reklamlardan uzak durun. Hiçbir firma, dünyanın hiçbir yerinde size ayda 1 liraya 1500 liralık cihazı vermez, veremez. Bu nedenle, alacağınız telefon yeni bir fatura ihtiyacı doğurmamalı ve sırf telefona her ay daha az ödeyeceksiniz diye binlerce dakika bedava konuşmayı bitirmeye çalışıp ve aylık yüzlerce lira tutarındaki faturaları birkaç sene ödeyeceğinize dair sözler vermeyin. Özetle, telefonu telefon satan bir mağazadan ve parasını vererek alın ki, ileride ödeyemeyeceğiniz anlamsız borçların altına girmeyin.

Kullanıcı deneyimleri önemlidir

Diyelim ki, birkaç telefon arasında takılıp kaldınız. Birbirine yakın özellik ve fiyat etiketine sahip telefonlardan birini almak istiyorsunuz fakat karar veremiyorsunuz. Böyle bir durumda, özellikle internetteki tartışma ortamlarını gezin ve insanların telefonlar hakkındaki yorumlarını inceleyin. Bu noktada dikkat etmeniz gereken kullanıcılar "Fanatik" olarak adlandırılan kullanıcılardır. Bu kullanıcılar, hayranı oldukları telefonlar hakkında mutlaka iyi şeyler söylerken, rakip olarak gördükleri telefonlar hakkında mutlaka ama mutlaka olumsuz konuşurlar ve bu kullanıcı tipinin yorumlarını bir kenara bırakarak, almak istediğiniz telefona sahip olan ve görece objektif yorum yapan insanlardan fikir edinmeye çalışın.

Distribütör mü, paralel mi?

Günümüzde 2 tip ithalatçı vardır. Bunlardan birincisi olan distribütör, üretici firma tarafından yetkilendirilmiş ve bu yetkiyi alabilmek için de birçok şartı yerine getirmiş firma türüdür. İstisnalar bir kenara bırakıldığında, sattığı ürünün arkasında duran ve yetkili olmasından dolayı tüketicilerin mağduriyetine önem veren firmalar olan distribütörler, tüm bu özelliklerini az da olsa faturaya yansıtırlar.  

İkinci firma türü olan paralel ithalatçılar, kanuni şartları yerine getirmiş olan firmalardır ve distribütörlere göre daha uygun fiyatlı ürünler satarlar. Bunun sonucunda, neredeyse her ilde distribütörün yetkili servisi bulunurken, paralel ithalatçının tüm Türkiye'de toplam 1-2 tane servisi bulunur. Distribütör firma çoğu zaman ürün değişimi gerçekleştirirken, ithalatçı firma elinden geldiğince değiştirmeme çabası içerisinde olur. Tabii bu durumun istisnaları da olabilir. Ancak bu riski göze alıp almamak size kalmıştır.

Yukarıda saymış olduğumuz kurallara uygun hareket etmeniz durumunda, satın almayı düşündüğünüz telefonla ilgili daha az sorun yaşarsınız. 

Can Arslan 29/06/2015
Hem konuşmayı hem de yazmayı sever. Teknoloji hakkında yazıyor olsa da, teknolojiyi takip edemeyecek kadar yoğun bir şekilde gezebildiği bir hayat yaşamaya çalışıyor.
YORUMLAR
0 Kullanıcı Puanı Kullanıcı Yorumu
1 Yıldız
% 0 - 0 Kişi
2 Yıldız
% 0 - 0 Kişi
3 Yıldız
% 0 - 0 Kişi
4 Yıldız
% 0 - 0 Kişi
5 Yıldız
% 0 - 0 Kişi
Resim Yükle
Puan Ver
GÖNDER